Ben de bir taraftarım. Kendimi bildim bileli Galatasaray’ı tutuyorum. Bakmayın siz öyle sakin durmaya çalıştığıma! Çaktırmamaya çalışıyorum ama kanım kaynıyor, o tribünlere gelenlerin çoğundan daha fanatiğim aslında! Başkan oldum diye taraftarlığım bitmedi ki! Eskiden sadece taraftardım fakat şimdi hem başkan, hem taraftarım! Kimse artık hatırlamasa da ben bir taraftarım.
Bir taraftar olarak bu takımın haline üzülmüyor muyum sanıyorsunuz? Çok biliyorsunuz siz! Hepinizden çok üzülüyorum ben, haberiniz var mı sizin? Kahroluyorum, geceleri uyuyamıyorum, ne yediğimi biliyorum, ne içtiğimi! Bir spor programı görürüm diye televizyonu bile açamıyorum. Eskinde de böyleydim ben, yani sadece taraftarken de! Yenildiğimiz haftalar maç özetlerini bile seyretmek istemez, o hafta hemen geçsin isterdim. Şu günlerde ise perişanım! Bilmiyor muyum ne halde olduğunuzu? Halbuki en iyi ben anlarım sizi, unuttunuz benimde bir taraftar olduğumu!
Git diyorsunuz şimdi bana hep bir ağızdan! Oysa ben bir ömür boyu bu göreve gelmeyi bekledim haberiniz var mı sizin? Ne hayaller kurmuş, ne planlar yapmıştım ve hayatta ki en büyük hedefimdi bu benim. Tribünden başkanlığa!
Dürüst olun ve bana cevap verin: Tutuğu takıma başkan olmak istemeyen var mı aranızda? Hanginiz hayal etmediniz bunu? Hanginiz düşünmediniz? Hanginiz “ben başkan olacaktım” diye başlayan cümleler kurmadınız? Kurdunuz biliyorsunuz, hem de yüzlerce, binlerce kez! Şimdi kolayca çek git diyorsunuz bana. Bırak ve git!
Hayatım boyunca gelmeyi hayal ettiğim yerden şimdi defolup gitmem söyleniyor. Ne kadar da kolay söylüyorsunuz “bırak ve çek git” diye! Söyleyene kolaydır bilirim. Bilirim çünkü bende çok söyledim. Ne kolaydı “defolsun gitsin” demek! Kolayca ağzımdan çıkıverirdi, düşünmezdim hiç! Defolup gitmesi gereken ben olunca anladım bu cümlelerin ağırlını, kaldırmanın ne kadar zor olduğunu! Gidememeyi!
Ey insanlar söyler misiniz bana? Sizin bir yerden ya da bir görevden defolup gitmeniz isten dimi hiç? Bırakın bir ömür kurulan hayalleri, taraftarlığı, o günü beklemeyi falan da hayatın herhangi yerinde “defol git, seni istemiyorum” dendi mi yüzünüze karşı? Cevabı “Evet” olanlar anlar beni belki! Diğerleri de kendini o halde düşünür belki! Kim bilir?
Hemen dönüp gider miydiniz arkanızı, ne yapardınız ki? Yoksa gurur mu yapardınız? “Sen görürsün” derdiniz içinizden beklide! “Hepinize göstereceğim” mi derdiniz yoksa?
“Defol git, seni istemiyorum” diyen kişinin yüzüne bakıp ne derdiniz? “Ona inat mücadeleyi bırakmazdım” diyen yok mu hiç aranızda? İnatçı kimse yok mu? “Ben illaki başaracağım” diyecek kimse çıkmaz mı? “Pes” demek kolay mı? “Yenildim” demek kolay mı? “Başaramadım” demek kolay mı? Direnmek çabalamak, debelenmek yok mu? Düzeltmeye, doğrultmaya, başarmaya çalışmak çok mu tuhaf?
Bende bir insanım, sizden biriyim, hatalarım, kusurlarım zaaflarım var. Gururum kırıldı, böyle bırakıp gidemem anlayın beni. Belki başaracağım, belki debelendikçe, çırpındıkça daha çok batacağım biliyorum ama başka çarem yok. Teslim olamam ki!
Bazen geriye dönüp şöyle bir bakıyorum “kabahatim nerde” diye! “BÜYÜK BAŞKAN” olmaya çalışırken düştüm ben bu hallere! Sadece bu kulübe gönül verenlerin mutluluğunu düşünemedim. Herkes beni takdir etsin, minnet duysun, alkışlasınlar da istedim. İnsanlara hizmet isteğim ile kendime olan bu isteklerim birbirine karıştı zamanla! Bütün hataları bu yüzden yaptım. Şu kendimi yok etmeyi, saklanmayı başaramadım. Geri plana çekemedim kendimi! Perdenin arkasına! Herkes beni takdir etsin diye düşünürken düştüm ben bu hallere!
Herkes gibi…
Hepimiz gibi…