2011 sezonunun sondan ikinci yarışı Abu Dabi GP’sin de damalı bayrak Lewis Hamilton’ın oldu. Yarışa ikinci sıradan başlayan Hamilton’ı, podyumda Alonso ve Button yalnız bırakmadı.
Sezon sonu heyecan azaldı, şampiyonlar belli oldu vb gelişmeler sona erdi diye düşünenler eminim Abu Dabi GP’sini izlemeden bu görüşmelerini açıkladılar. Gerçi o kadar da heyecan yaşanmadı ama Vettel’in bu sezon ilk kez yarış dışı kaldığını belirtirsek, bu gelişme bile yeterli olacaktır.
Acaba kim kazanacak beklentisi yarışın önemini arttırdı…
Abu Dabi GP’si takvime ilk girdiği sezon da ve fırsat bulduğum değerlendirmelerde yazmıştım, iyi ki Abu Dabi GP’si takvimde diye. “Yarış gündüz başlıyor ve gece sonlanıyor” sanırım yarışın yapılmasına bu cümle bile yeter…
Gündüz koşulları ile gece koşulları en başta hava sıcaklığı farklılığını doğuruyor, pilotların hep dert yandığı lastik ısılarını etkiliyor ve en önemlisi görüş açısı ( gerçi gündüz gibi aydınlatılıyor ama ) ile birlikte bilinmezler hanesinin sayısı bu yarışta çok daha artıyor. Ne saat yönünün tersine yada saat yönüne dönülen yarış, ne de başka bir şekilde gündeme gelmiyor Abu Dabi GP’si. İhtişam ve sponsorlar bakımından Monaco GP’si kopyası olarak her zaman Formula 1’de olacaktır. Monaco GP’sini elbette tartışmam ama yaşananlar ve sponsorların bakış açısı Monaco GP’sinin bir kopyasını yansıtıyor. Örneğin pistte ki reklamlara bakacak olursak. Maçlarda her zaman görüyoruz, sahanın yanında led ekranları ve yapılan reklamları. Abu Dabi GP’si start düzlüğünde ki tabelada led ekranlı reklamlar var. Bu reklam görünümü de bir ilk…
Bugünlerde Türkiye GP’si ile ilgili haberlerin ve söylentilerin ardı arkası kesilmiyor. Bir örnek ile konuyu sonlandırıyorum. Bu konuları ve takım analizlerini sezon bitiminden sonra bölüm bölüm htspor.com’da işleyeceğiz. İşte fark yaratan örnek;
Abu Dabi GP’si pit çıkışını hatırlayınız. Araçların görünümü, köprü altından geçişi ve yarışa dahil olması çok farklı değil mi? İstanbul park’ta bu neden yapılmadı. Pistin mimarı Tilke’ye şu denilemez miydi?
İstanbul’un tarihini pistte yansıtalım. Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan güzelim İstanbul’un bir simgesi olan boğaz köprüsünü İstanbul park’a uygulayamaz mıydık? Pit girişi yada çıkışı olarak yapılamaz mıydı? Bu projeyi benden başka düşünen hiç mi yok!
Gelelim Abu Dabi GP’sin de öne çıkan noktalara;
Vettel yarışı dışı kaldı, Hamilton yarışı kazandı ama en önemlisi Pirelli lastiği birden bire patladı ve basıncı düştü. İşte hafta sonunun en önemli olayı bu olsa gerek. Pirelli Motorsporları Direktörü Paul Hembery “Vettel’in yarış dışı kaldığı olay ile ilgili derinlemesine incelenecek” açıklamasını yaptı. Hembery “lastiğin aniden basıncının düşmesine ilk kez tanık oluyoruz ve detaylı bir şekilde incelenecek. Önemli bir olay” yorumunu yaptı. Neyse ki önemli bir kazaya sebep olmadı. Umarım bir an önce çözülür.
Evet, Vettel’de yarış dışı kalırmış, bu sezon bu duyguyu bilmiyordu öğrenmiş oldu. Şampiyon Vettel, bu hafta cuma serbest antrenmanlarında da sorun yaşamıştı ama pol pozisyon mücadelesinde yine son saniye de ortalığı toz duman etti. Bu hafta MP4-26 ile Hamilton zafere ve başarıya ne kadar aç olduğunu bizlere gösterdi ve pol pozisyon son saniyeye kadar Hamilton’a gider düşüncesi oluştu. Ama Vettel & RB7 birlikteliği yine görev başındaydı ve pol pozisyon kazanıldı.
Yarışı da lastik patlaması olmasa bile kazanabilirdi ama bu hafta zafer çok zor gerçekleşirdi. Hamilton faktörü bu hafta Vettel’i geçebilirdi. Pirelli lastiği bu güzelim mücadeleyi bir anlamda gölgeledi. Artık Brezilya GP’sini beklemeliyiz. Yarış dışı kalan pilot için yazılması gereken noktaları çok bile yazdım, esas kazanan pilota bakalım…
Hamilton’a 2011 sezonu nasıl geçti diye bir soru sorarak başlarsak “ortada bir performans, hatta kötü bir sezon, birkaç başarı dışında hemen geçmesini isteyecek ve yeni sezon gelsin” açıklamasını yapacaktır.
Bu hafta bu kötü gidişatı Hamilton, Pirelli lastiğinin de yardımıyla Abu Dabi GP’si zaferi ile sona erdirdi. Evet, sezon çok kötü geçiyor, takım arkadaşının altında bir anlamda eziliyor. Normal yaşantısında çalkantı yaşıyor yani kısaca hep moral bozukluğu yaşıyor diye düşünebiliriz. Bir de bunlara Massa ile anlamsız çarpışma serilerini de ekleyelim.
Hamilton bu hafta kazanma vaktini çok iyi kullandı. F150 ile Alonso biraz daha iyi olsaydı, rekabet ve damalı bayrak savaşı çok daha kırıcı olabilirdi. McLaren takımında bu zafer pilotların derecelerini eşitlemiş görünümde. Her iki pilot mutlu, Button zaten McLaren takımına geldiği ilk günden itibaren ikinci pilot olarak hep mutlu o yönü ayrı tutuyoruz.
Esas önemli olan gelecek sezon ne yapacaksınız? Ferrari takımı ve McLaren takımı ne yapacak. Kanada GP’sin de Button’ın zaferi Vettel’in spini neticesinde gerçekleşti. Bu hafta Abu Dabi GP’sin de Hamilton’ın zaferi Vettel’e Pirelli lastiğinin kötü sürprizi ile gerçekleşti. Hep zafer fotoğraflarında Vettel ve RB7 var. Önemli olan bu fotoğraf karelerinde Red Bull simgesini ortadan kaldırmaktır. Kış dönemin de çok çalışın, zaferleri ortalığı toz edecek şekilde kazanın…
Ferrari ve Alonso yine görevde. Biraz daha performansı olsaydı, eminim yarış dışı kalacak bir performans ve agresifliği ortaya koyacaktı. Massa’nın ön kanat ve yere tutunma sorunu ile spin atmasını bu yarışta normal görebiliriz ama yeni ön kanat tasarımı Ferrari takımını çok uğraştıracak gibi. Artık gelişmeler için kış dönemini bekleyeceğiz.
Son olarak Toro Rosso ve Lotus Renault GP takımlarına bir teşekkür etmek gerekir. Jean-Eric Vergne ve Romain Grosjean cuma serbest antrenmanlar da pistteydi ve izlemesi çok güzeldi. Bu pilotlara dikkat etmenizi tavsiye ediyorum.
Diğer analizlerde görüşmek üzere…