Formula 1’e verilen tatilin ardından yapılan Belçika GP’sinde damalı bayrağın sahibi McLaren takımından Lewis Hamilton oldu. Podyumda Hamilton’ı, Red Bull takımından Mark Webber ve Renault takımından Robert Kubica yalnız bırakmadı…
Hamilton bu hafta sadece 25 puan kazanmadı, hem Button’ın şampiyonluk ümitlerini resmen ortadan kaldırdı, hem de şampiyona liderliğini eline geçirdi. Bu sezon üçüncü yarışını kazanan Hamilton için; Belçika GP’sinde kazanmak kariyeri bakımından bir ilkti ama şampiyonanın gidişatı bakımından ilklerin başladığı nokta olarak yorumlanacaktır. Bir önceki yazımda takımların şanslarının nasıl şekilleneceği ve hangi pilotun şampiyon olabileceği konusunda detaylı bir yazıyı kaleme almıştım. Bu hafta görüldü ki işler tam olarak bu yönde ilerliyor. Bu sonuçlarda beni çok motive ediyor…
McLaren takımı Belçika GP’sine gelmeden Hamilton’ı “şampiyon sen olacaksın” diye bambaşka bir konumda getirmiş ( zaten böyle olması zorundaydı). Çünkü yarışta da çok net görme imkanımız oldu. Hamilton Button’dan çok farklı bir performansa sahip ve bu faktörünü çok iyi kullanıyor. McLaren takımı, Red Bull takımına ayak uydurmak için takımda ki lider pilotu seçmenin verdiği avantajı Belçika GP’sinde kullanmayı başardı.
Bir örnek ile yola çıkarsak; yarışın 10. turu ve Hamilton – Button farkı ise 6.1 sn civarında. Her ikisinde de aynı araç var ve her ikisi de şampiyon pilot. Kıyaslama bakımından bir fark görünmüyor. Belçika GP’sinde Button adeta takıma ve Hamilton’a destek vermek için pistte olduğunu bir kez daha gösterdi ( buna mecburdu ). Hamilton’ı tüm rakiplerinden uzaklaştırma görevi alan Button; bu görevi çok iyi yerine getirmenin verdiği mutlulukla Vettel sürprizi ile karşılaştı. Vettel’in kazasının ayrıntılarına girmeden, Hamilton ile ilgili yorumlara devam edelim…
Şampiyona lideri artık Lewis Hamilton. Belçika GP’sinde Red Bull pilotlarına ve Ferrari pilotu Fernando Alonso’ya ayak uydurabilecek mi diye düşünülürken, Hamilton tüm rakiplerini geride bıraktı ve yarışı yağmurun yönlendirmesiyle kazanmayı başardı. Yarış sırasında yağmur yağacak mı? yağmayacak mı? diye düşünürken Hamilton pist dışına çıktı, ancak tüm kabiliyeti ile piste döneyi başardı. Takım erken pit stop yapıp Hamilton’ı dezavantajlı konuma getirmeyelim diye düşünürken, yarış dışı kalabileceğini hiç düşünmedi mi? acaba. Bu konu çok ince ayrıntı içermekte, Hamilton pist dışına çıktığında yarış dışı kalsaydı Hamilton beceriksiz mi? olacaktı. Ya da takım tüm suçu Hamilton’a mı? bağlayacaktı. Onun için McLaren takımı, pilotun ne istediğini ve hangi koşulda gerçekleştirmeleri gerektiğini yani tüm yetkiyi pilota vermeli diye düşünüyorum. Çünkü aracı kullanan pilot olduğu için “araç nerede kaydı” ya da “nerede ıslık zemin var” bu konuları direkt olarak pilota devretmeli. Ya da arada ki karmaşıklığı ortadan kaldırmalı.
Evet, tüm avantaj şimdilik Hamilton’ın ama Webber için bir iyi bir de kötü sonucu gördük bu yarışta. Pol pozisyonu kazanıyorsunuz ve start anında patinaj ile berbat bir start alıyorsunuz. Bu konu için böyle yaptı, olmaz gibi bir tarz benimsemiyorum ama yağmurlu havada yarışın gidişatını belirlemekte her pilota nasip olmaz.
Düşünelim; bu yarış Webber’in kazanacağı ve şampiyonluk yarışı olsun. Hatta hava koşulları aynen Belçika GP’sinde ki gibi olsun. Evet sonra ne olacak? Webber yine startta patinaj mı yaşayacak? Yoksa işine tam olarak odaklanıp mükemmel bir start mı alacak? Siz kararı veriniz…
Ama her şeye rağmen ikincilik Webber için mükemmel bir sonuç. Takım arkadaşı Vettel’in “sıfır çektiği” bir yarıştan Hamilton’a ayak uyduran, hatta “şampiyonluk için benimle mücadele edeceksin” izlenimi veren Webber, bu hafta en karlı bir yarış haftasını sonlandırdı. Tebrik etmek gerekir, yağmurlu pistte tüm avantajı kaybedip daha sonra yeniden kazanmak kolay değildir…
Robert Kubica’ya artık “yeni yağmur adam” gözü ile bakılması gerekir. Tüm olumsuzluklara ve yaşanan bilinmezliklere rağmen podyuma çıkmak hiç de kolay olmasa gerek. Belki de Hamilton ve Webber’den çok daha alkışı hak ediyordur. Çünkü aracın performansı ve gücü ortada, bu koşullar altında üçüncü olmak beceri ve kabiliyet ister. Bu olumlu faktörlerin hepsi Kubica’da mevcut görüldüğü gibi. Demek ki; Kubica büyük takımda olsa, neler yapacağı tam olarak bilinmeyen mükemmel bir pilot…
Gelelim çarpışmanın özetine;
Rubens Barrichello kariyerinin 300. yarışına çıkmasını kutluyoruz. Ama şanssız bir yarıştı bunu kabul etmek gerekir. Biraz da doğru hamleyi yapamadı görüşündeyim. Alonso’ya çarpma anında neden o kadar hızlıydı. Ya da yağmurlu havada pistte boy göstermeyi, ıslak zemin geçiş lastiği ile yarışı yön vermeyi neden düşünmedi acaba?
Vettel ve Barrichello belki de bu hafta istemedikleri kareler ile gündeme geldiler. Barrichello Alonso’ya, Vettel ise Button’a çarptılar. Olayı sadece araç bakımından yorumlayıp neden böyle oldu diye düşündüm…
Vettel Button’a çarptı ve ceza aldı ama Barrichello ceza almadı acaba neden? Her iki pilot yarış sonrası istenmeyen bir olaydı diye düşüncelerini ve üzüntülerini belirttiler, sonuçta Vettel’e bir ceza uygulandı. Centilmenlik dışı vb uygulamalarda ceza elbet olmalı hatta siyah bayrak sallanmalı. Pist ıslak ya da arkada ki pilotun çok hızlı olması ve aracın hakimiyetini kaybetmesi vb durumlar aynı sonuçları yani kazayı gerçekleştirir ama bu yarışta uygulamalar biraz farklı oldu.
Çarpışmalarda ki ikilemden Vettel’in performansına geçelim. Button’ı geçme hamlesi aynen Türkiye GP’sinde Webber’e yaptığı hamlenin aynısı, bu kez Button yarış dışı kaldı, Vettel ise pite yönlendi. Acaba Vettel yarış haftasına çok mu motive oldu da bu hamleleri gerçekleştirdi diye düşünülmesi gereken bir nokta. Kariyeri boyunca mükemmel performansları sergileyen Vettel’i bu konuda anlamalıyız. Şampiyonluk yarışı için her türlü girişimi yapmalı. Button’ı çok temiz bir şekilde geçseydi “işte bu hamlesi ile şampiyon olur” denilecekti. Yarıştan puansız ayrılması Vettel’de baskıyı çok daha arttıracak. Webber’in avantajı karşısında Vettel’in performansı bize diğer yarışlarda bir çıkışı ya da inişi sergileyecek. McLaren takımında olduğu gibi Red Bull takımı da artık lider pilotunu seçmeli. Belki bu yarışta seçmiştir. Ama ben Webber’in start anında ki yaşadıklarından ötürü lider pilot özelliğini şimdilik kaybettiği görüşündeyim.
Vettel - Webber rekabeti bizlere daha çok heyecanlı ve bilinmeyenli yarışlar izlettirecektir ama “iş işten geçmeden” bir lider pilot seçilmeli. Puan bakımından Webber; kim ne derse desin tüm avantajı eline geçirmiş durumda ve bunu da her koşulda kullanacaktır…
Diğer analizlerde görüşmek üzere…