Sarkozy beni haklı çıkardı!
01/07/10 10:36
[javascript protected email address]

“Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Milli Takım’da yaşanan rezalete el koydu. Dünya Şampiyonası’nda  alınan başarısız sonuçlar üzerine daha önceden ayarlanmış tüm randevularını iptal eden Gül, Ankara’ya dönen Milli Takımımız’ın kaptanı Emre Belözoğlu’nu özel bir limuzinle havaalanından aldırdı. Cumhurbaşkanı, Emre ile acil bir toplantı yaptı. Gül’e yapılan eleştiriler üzerine, isminin açıklanmasını istemeyen bir yetkili ‘Devlet başkanının futbola el koyması normal bir davranış değil ama şu anda normal bir durum içinde değiliz. Futbol imajımızın bir parçası’ diye konuştu.

Bu arada, kurmaylarıyla bir toplantı yapan futbol sevdalısı Cumhurbaşkanı’nın yaşanan felaketin sorumlularının bulunmasını ve cezalarını çekmelerini istediği öğrenildi. Gül, oyunculara herhangi bir prim ödemesi yapılmamasını da istedi.

Spor Bakanı Faruk Nafiz Özak ise TFF Başkanı Mahmut Özgener’in istifasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.”

Bu ‘kurgu haber’de isimler dışında yaşanan her şey gerçek; geçen hafta bizim gazetede çıkan “Cumhurbaşkanı hesap sordu” başlığı ile yer alan haberin Türkiye versiyonu.

Türkiye-Fransa, Gül-Sarkozy, Emre-Thierry Henry, Özak-Roselyne Bachelot, Özgener-Jean-Pierre Escalettes olduğunda haber kurgu olmaktan çıkıyor. Bu haber çıktığında Fransa’da kimse “Özerklik elden gidiyor” diye feryat etmedi.

* * *

Bu sütunları okuyanlar bilirler, ben her daim federasyonların özerkliğini savunurum. Bu da regüle edilmiş, liberalizmi yani devlete yol gösteren, yön veren ve denetleyen bir felsefeyi benimsememden kaynaklanıyor. Avrupa Birliği’ne yönünü çeviren Türkiye’nin ekonomik ve siyasi alanda da bu felsefeyi benimsediğini düşünüyorum.

Ne zaman sporla ilgilenen birini görsem ilk sorum hemen şu olur: “Sporda devletin rolü ne olmalıdır?” Hani “Arkadaşını söyle kim olduğunu söyleyeyim” deriz ya. Fransa’da yaşanan olaylardan çıkarılacak birçok ders var.

1- Sporun bir kamu hareketi olduğu
2- Futbolun yani sporun bir ülkenin imajı olduğu
3- Bu imaj için kamu hareketinin başındaki kişilerin spora ‘ince ayar’ çekebilecekleri.

Bir hatırlatma yapmak istiyorum: Fransa’da federasyonlar kelimenin tam anlamıyla özerktirler. Bunun aksi bile düşünülemez. Devlet bizdeki gibi federasyonları kendisi kurup istediği zaman ve istediği kadar özerklik vermez. Aynı branştan birkaç federasyon bile kurulabilir. Fransa Spor Bakanı’nın resmen tanıdığı federasyona milli takımı yani kamuyu temsil etme hakkı verilir. Gelelim “Sarkozy beni haklı çıkardı” başlığına.

Fransa spor yasasında yer alan “Kamu (devlet) özel spor sistemine (federasyonlara) onun bağımsızlığına müdahale etmeksizin nüfuz eder” maddesine yer verdiğim 2 Ekim 2009 tarihli yazım şöyle bitiyordu: “İşte böyle belli zamanlarda da federasyonlara balans ayarı gerekebilir.”

Sarkozy de Fransa yasasında ve kültüründe yer alan nüfuz etme hakkını kullandı.

Bu satırları kaleme aldığım sıralarda peş peşe 2 önemli gelişme yaşandı.

Önce FIFA’nın Fransız siyasetçilerine “Futbola müdahale etmeyin” uyarısı geldi. Ardından, üstelik ‘FIFA zırhını’ giymesine de rağmen Fransa Futbol Federasyonu Başkanı’nın istifası yaşandı. Kısacası, Sarkozy’nin fendi FIFA’yı yendi.

WC2010 Canlı Sonuçlar
 
 
 
 
  O G B M Puan
  0 0 0 0 0
  0 0 0 0 0
  0 0 0 0 0
  0 0 0 0 0