Başarı için birçok formül var ama hiçbirinde Özer gibi futbolcular yok...
Maçın daha beşinci dakikasında, yaklaşık 50 metreden gönderdiği o top o kaleye girdiğinde, takımı çıplak gözle izleyen taraftarların bilinçli bir bölümü aynı hayalkırıklığını yaşadı: Yandık, bu çocuk en az iki yıl daha bu takımda!
Türk futbolu tribüne oynayan futbolcuları uzun yıllar baştacı yaptı. Sadece iki ince çalım, bir bel kırma hareketi bir futbolcunun takımdan atılmanın eşiğinden dönüp üstelik daha iyi bir paraya sözleşme yenilemesine neden oldu. Ama Türk takımları ve Milli Takım'ın 2000'lerden itibaren dünya sahnesine çıkması, bu tip şovmen futbolcuların ipliğini de pazara çıkardı. Bunlar, o maçlarda yabancı rakiplerinden dayak yedikçe takım oyununun önemi anlaşıldı. Bireysel yeteneğe kimsenin söyleyecek sözü olamaz; ama bunu şova götürüp takıma zarar veren isimler elendikçe oynanan futbolun bir karaktere büründüğünü de kimse yadsıyamaz.
Üstelik bireysel yetenekleri genel kabul görmüş isimlerden bahsediyoruz; bir de üst düzey oyuncu olduğuna inanan ama tavan yapmış özgüveni ayaklarına üç numara büyük gelenler var.
OYNAMADI, FENER ŞAMPİYON OLDU
Özer Hurmacı, Aykut Kocaman onu Ankaraspor'dan alıp Fenerbahçe'ye getirdiği 2009 – 2010 sezonunda takıma hiçbir katkı yapmadı. En hafif tabiriyle beklentileri karşılamadı.
İkinci yılını sakat geçirdi, neredeyse hiç oynamadı, Fenerbahçe şampiyon oldu.
Oynadığı maçlara da bakarsanız, karşı takım ataklarının onunla başladığını görürsünüz. Fenerbahçe, onun çalım heveslisi, gösteriş düşkünü 'yetenekli ayaklarının' kaptırdığı toplarla az gol yemedi. Dökümünü yapmadım, ama bunu Özer'in bile isteyeceğini sanmıyorum.
"ALEX'İN VELİAHTI" KOMEDİSİ...
Zaten o, sadece oyununun değil, ruh halinin de pek takıma uygun ve sağlıklı olmadığını bizzat demeçleriyle ortaya seriyor. Mersin İdmanyurdu'na o golü attıktan sonra ne demişti hatırlıyor musunuz? “Küçüklüğümden beri hayal ettiğim bir goldü. Ankaraspor’dayken Fener’e karşı denemiştim!"
Özer'in hayalleri çok büyük olabilir, tribünleri çok seviyor olabilir. Ama ne yazık ki onun hayalleri Fenerbahçe'nin bugünkü gerçekleriyle örtüşmüyor.
Fenerbahçe, şu sarsıntılı günlerde sadece camia olarak değil, takım olarak da bir birliktelik ruhu yarattı; bu sayede ayakta duruyor hatta ligi domine ediyor. Bu çerçevede bazı oyuncuların takımdan ayrılması hayırlı bile oldu.
Kayseri'nin Özer'i (ya da Alex'i) Mehmet Topuz, Fenerbahçe'nin Mehmet Topuz'u oldu.
Allah aşkına, bugün üç tane kalan Fenerbahçe'nin Brezilyalılar'ının Brezilyalı Brezilyalı olduğunu kim söyleyebilir?
Sadece Alex düşmanları ve Özer'i onun veliahtı olarak gören aymazlar!
ER'LER MEYDANININ KÜSKÜNLERİ
Sezer daha 24 yaşında ama ne futbol mantalitesi ne de psikolojisi çeyrek Alex olacak düzeyde. Yine kendisi konuşsun:
“Ronaldo'nun gollerini, Ronaldinho'yu ve Alex'in gollerini izliyoruz. Baktığımız zaman Brezilyalılar göze hoş gelen bir futbol oynuyor. Onları kendinize örnek alıp, yaptığı hareketleri kendinize katıyorsunuz. Alex ve Christian bana 'Sen Brezilyalısın' diyorlar. Ben de onlara 'Türk'üm' diyorum. Onlar, Brezilyalılar'ın futboldaki özgüveninin bende de olduğunu söylüyor.”
Göz boyama derdindeki Özer, bir özgüvendir tutturmuş gidiyor. Ama Aykut Kocaman'ın kadirşinaslık uğruna takındığı Özer ısrarı, takımın ER meydanındaki diğer isimlerin özgüvenini kırıyor. Bu sezon dört yıldızlık oynayan ama Beşiktaş maçında ÖzER girerken çıkarılan CanER ve toplamda 90 çıkarmamış SezER içlerinden Kocaman'a sormuyorlar mıdır, "biz de mi 50 metreden sallayalım" diye?
İKİ ÇÖZÜM VAR
Özer'in oynadığı veya oynama potansiyelinin olduğu bir sezonda Fenerbahçe istediğini alamaz. Zira bazı futbolcuların varlığı, bazı futbolcuların yokluğundan daha zararlıdır.
Peki çözüm ne?
Şimdiye kadar bu konudaki eleştirilere kulak tıkayan Aykut Kocaman, yine aynısını yapacak ve sevgili ÖzER'ini 11'e sokmaya devam edecektir.
Öyleyse geriye iki çözüm kalıyor: Ya Alex devreye girecek ve Stoch'a attığı fırçanın mislini her maç ÖzER'e atacak.
Ya da "Her maçta 'Sahada Özer vardı' dedirtmeye çalışıyorum" diyen ÖzER, bir kez olsun takımı düşünüp "Beni bu sezon kiralık verin" diyecek.
Ki orada rahat rahat tribüne oynasın...