Galatasaray'da, bir zamanlar Bruno Quadros adında bir Breziyalı vardı. Türkiye Ligi'nde yabancı sınırlamasına takıldığı için sadece Şampiyonlar Ligi maçlarında oynuyordu Fatih Terim döneminde. Wikipedia sağolsun Quadros'un hala futbol oynadığını da öğrenmiş olduk. "Quadros ne alaka şimdi?" sorusuna gelince; Bayern Münih'in de bir Quadros'u var artık, bizim de yakından tanıdığımız bir isim: Hamit Altıntop.
Bu sezon Bayern Münih'in kayıp adamlarından birtanesi. Özellikle Arjen Robben transferinden sonra forma yüzü görmez oldu milli oyuncu. Ama sezon başı onu önce göndermek isteyen, sonra formayı veren ancak kısa zaman sonra yine adeta sonsuza dek yedek bırakan Louis van Gaal, Hamit'i Şampiyonlar Ligi oyuncusu olarak hazırladı. İlk deneme, grup maçlarındaki Bordeaux deplasmanı oldu; Hamit sağbek olarak görev alıp, son derece kötü bir performans göstermişti, hatta kendi kalesine de bir gol atmıştı.
İkinci deneme ise Manchester United maçı… Sakat olan Arjen Robben'in yerine, sağ açıkta görev alan Hamit, çok iyi oynamıştı. Hem teknik direktörü hem de kamuoyu tarafından büyük övgüler almıştı ama Robben'in düzelmesiyle kendini yine uzun bir süre yedek kulübesinde buldu. Hamit asıl zirveyi dün akşam Olympique Lyon maçında yaptı. Cezalı Franck Ribery’nin yerine kimin oynayacağı konusundaki tartışmaların içinde Hamit'in adı nerdeyse hiç geçmiyordu ama van Gaal bu görevi de Hamit'e verdi. Hiç oynamadığı sol kanatta belki de Bayern Münih'deki kendi geleceğini etkileyecek bir maça çıkacaktı.
Maçtan önce herkesin sürpriz diye nitelendirdiği bu seçim, tek bir kişiyi mutlu etmişti sanki… Bayern Münih efsanesi Franz Beckenbauer şöyle demişti: "Bunun süprizi nerde? Hamit oynadığı bütün maçlarda çok iyi performans gösterdi." Louis van Gaal de maç öncesi Hamit için, "Son oynadığı Manchester maçı olağanüstüydü, bunu haketti" dedi. Hamit, Kaiser'i de teknik direktörünü de mahçup etmedi ve belki de Bayern Münih formasıyla en iyi maçlarından birini çıkardı.
Maçtan sonra başta Mark van Bommel’den olmak üzere Hamit'e övgüler yağdı yine. Bayern Münih'in ödülü ise yeni bir sözleşme olacak büyük bir ihtimalle. Özellikle Dünya Kupası’na gidecek oyuncuların çokluğu ve bunların kupa sonrası formsuzluğunu göze alarak, Bayern yönetimi, Dünya Kupası’na gitmeyen Hamit'i tutmak istiyor. Burada önemli olan, Hamit'in tercihi olacak. Geçtiğimiz günlerde Atletico Madrid'in yöneticileri de Münih'e gelip iyi bir teklif yaptığı konuşuldu. Bunun dışında Bundesliga'dan, İngiltere'den ve tabii ki Türkiye'den teklifler var. Hamit, banko olmamayı kabul ederse, Bayern Münih’te kalır. Kabul etmezse, İspanya'nın yolunu tutar.
İspanya yolunu kesin olarak tutacak olan bir de Bayern Münih var. Lyon'u rahat geçen Bayern, Bernabeu'da 2001'den beri ilk kez Şampiyonlar Ligi Finali oynayacak. Bayern'in finale çıktığı günden tam bir sene önce Jürgen Klinsmann kovulmuş, Bayern Münih'te tam bir kaos havası hakimdi. Louis van Gaal'in gelişi ile herşeyin bu kadar hızlı ve olumlu yönde gelişmesi inanılmaz. Sonbahar aylarında nerdeyse kapı önüne konulan van Gaal'in, şimdilerde Bayern Münıh'in 10 yıl sözleşme yapmak istediği bir teknik tdam olması futbolun yazdığı hikayelerden biri olsa gerek.
Franck Ribery'nin oynamadığı, Arjen Robben'in tutuk kaldığı, Holger Badstuber, Diego Contento ve Thomas Müller gibi geçen sezon daha 3. Lig'de oynayan 3 tane genç oyuncunun banko forma giydiği bir Bayern Münih'in finale çıkması, Alman kulübünün akıllı bir politika yürütmesi ile açıklanabilir. Kulüp Başkanı Uli Hoeness'in "Biz çok büyük bir aileyiz, başarı bu yüzden geliyor" sözleri sadece bilindik bir futbol deyimi değil, Bayern Münih'in gerçekleri.