Yıllardır uğraşıyoruz. 'Tribün Terörü'nün kökünü kazıyalım' diye. Bunun için her yolu denedik. Ama bir türlü olmadı. En son bize her zaman ters geldiğini vurguladığımız, taraftarın gönül verdiği takımını deplasmanda izlemesini bile engelledik.
Yasaklarla bir yere varılamayacağına inanan futbolseverlere, taraftarın kalbinde olduğuna inandığımız centilmenlik ruhu içinde herkesin özgürce takımını izlemesini savunduk. Ama tam 7.5 yıl sonra Bursaspor seyircisine açılan İnönü Stadı'nda yaşananları gördükten sonra doğrusu gelecek için fazla ümidimiz kaldığını söylemek güç.
Biz 'Tribün Terörü'nün önüne geçmek için yasalar bile çıkardık. Mevcut yasaya göre bir sürü yaptırım var. Ancak bunu uygulamakta yasa çıkarmaktaki becerimizi gösteremeyince yine havamızı aldık. Bu işten bizim gibi çok çekmiş olan İngiltere, çıkardığı yasaları peşpeşe uygulayıp bir de başkabanlarının isteğiyle 3 yıllık Avrupa Kupaları cezasını 5 yıla çıkartınca 'tribün holiganizmi'nin önünü kesti. Dünyada tüm bunlar olurken biz yasa çıkartıp cezaları uygulamadan paşa paşa başımıza gelecekleri bekledik.
Şimdi yeniden bu yasayı düzenleyip ortaya sunmaya çalışıyoruz. Ancak yaptırımları uygulamazsak çıkardığımız bu yasanın ne hükmü kalır ki?
Doğru sporda yasaklarla bir yere varılmaz. Ama bunun için maç izleme kültürüne sahip taraftarlık bilinci yerleşmiş spor seyircisine ihtiyaç var. Biz bu eğitimi vermeyip olan biteni kınayarak olaylar olduktan sonra üzüntülerimizi bildirerek hiçbir yere varamayız. Eğer yönetici olay çıkardığı için polis tarafından gözaltına alınan taraftarı gidip karakoldan kurtarırsa yasa harfiyen uygulanmazsa biz daha çok gözyaşı akıtıp olan biteni şaşkın gözlerle seyrederiz ve boşu boşuna suçluları aramaya devam ederiz.