2010 sezonunun ilk yarışı Bahreyn GP’si Ferrari takımının İspanyol pilotu Fernando Alonso’nun sessiz sedasız zaferi ile sonlandı, yarışta ikincilik Felipe Massa’nın, üçüncülük ise Lewis Hamilton’ın oldu…
2009 sezonu sona erdi, kış dönemi gelsin diye bekledik, yeni yıl geldi araç lansmanlarını bekledik ve 2010 sezonu geldi büyük mücadele bekledik ama koskoca bir yalan oldu. Ortada ne mücadele var nede strateji…
FIA Yönetimi bu kadar Formula 1 kuralları ile oynarsa, iş Bahreyn GP’sinde yaşananlara gelir. Formula 1 ve stratejiyi ayırmak bu sezona kadar imkansızdı ama FIA bu sezon bu güzel birlikteliği sonlandırdı. Bunu nasıl yaptı, pit stoplarda ki yakıt ikmalini ortadan kaldırarak. Sonucunu Bahreyn GP’sinde gördük. Yakıt ikmali belki kimilerine göre küçük bir değişimdir ama motorsporlarında ve hatta Formula 1’de çok önemli bir kriterdir. Mücadele bakımından sezonun ilk yarışı olduğu için taşlar diğer yarışlarda yerlerine oturacaktır ancak pit stoplarda ki yakıt ikmalinin yapılmaması tam anlamıyla fiyasko. Umarım FIA ve takım yöneticileri Avrupa sezonu başlamadan bu kuralı iptal eder ve eski pit stop stratejilerini görebiliriz.
Bahreyn GP’sinde bir çok soru geldi akıllara;
Pit stopta neden yakıt ikmali yapılmadı, bunun kime zararı var?
FIA neden bu yeni kuralı uyguladı?
Neden takım yöneticileri bu yeni kuralı kabul ettiler?
Geçtiğimiz sezondan itibaren FIA tüm kuralları alt üst edercesine ortalığı tam anlamıyla karıştırdı, ekonomik önlemler başlığı altında bu işlere girişen FIA’nın göstergesi ile 2010 Formula 1 sezonu başladı ve her şey ortada. Geçmiş sezonlarda ki pit stop stratejilerine bakınız, birde bu haftada yaşanan stratejilere bakınız ve farkları düşününüz…
Rakibinizi geçmek için erken pit stop yapıp, az yakıt yada fazla yakıt alıp sıralamayı değiştirmek mi? güzel, yoksa yarışın başında yakıt depolarını fulleyip yarışta hiç yakıt ikmali görmemek, sıralamayı değiştirmemek mi güzel…
Pit stoplarda yakıt ikmali yapan mekanikerlerin, diğer mekanikerlerle işbirliğini görmek mi güzel, yoksa pit stop esnasında mekanikerlerin seyrekliliğini izlemek mi güzel…
Yarışı kazanmak pahasına pit stop sayısını değiştirip yarışı domine etmek mi güzel, yoksa her pilot (örneğin iki pit stop yapacak) ile aynı pit stopu mu gerçekleştirmek mi güzel...
Birde geçen sezon da yaşanan olayların yaşanması (örneğin Massa’nın Singapur GP’sinde yakıt borusunu koparması) gibi yarışa renk katan kareleri izlemek mi, yoksa hiç heyecan yaratmadan sadece lastik değiştirmek mi güzel…
Yakıt ikmalinin yapılmaması pit stopların azalmasını da sağladı. Yani heyecansız mücadeleyi tetikliyor bu saçma uygulama. Daha ne yazmak gerekir ki böylesine anlamsız bir kural üstüne…
Gelelim vasat geçen yarışa;
Bir önceki yazımda duble olabilir diye yazmıştım ve iyi ki de dubleyi gördük. Ferrari takımının dublesi de olmazsa yarışta hiç heyecan yaratacak kareleri göremedik. Ferrari takımının İspanyol pilotu Fernando Alonso, Sebastian Vettel’in egzoz sorunu nedeni ile yarışı kazandı. Bu yarış bize gösterdi ki bir problem veya sorun olmaz ise yarış start anında ki gibi ve 1. turun sonunda ki gibi sonlanacak. Ve bu da bize Formula 1’in yavaş yavaş kan kaybettiğini gösterecek. Aman dikkat…
Start anında ve sonra ki turlarda Vettel’in performansını hızını ve stratejisini gördük mükemmel işliyor, sorun her yarışta yaşanabilir ama RedBull takımı iyi yolda. Ferrari takımı da geçen sezonu “es geçtiği” için bu sezona adeta bomba gibi girdi…
Felipe Massa ve Fernando Alonso’nun performansı ve araç çok iyi ama RedBull takımı ile arada ki farkı büyük. Massa start anında Alonso’ya geçildi ve arada ki fark her turda açıldı, demek ki her iki pilot arasında da fark büyük…
İlk yarış için performans vb şeyleri yazmayacağım ancak Massa ve Alonso için yazmam gereken noktalar var. Massa için bu yarış çok önemli, talihsiz kazadan sonra bu performans mükemmel. Ama bu talihsiz kazayı hep akıllara getirirsek o zaman şampiyonluğu da unutması lazım Massa’nın. Çünkü Alonso’nun karşısında gösterdiği performans çok kötü.
Start anında geçilmesi ve yarış performansı bakımından hiç yakışık almayan kareleri izledik, Massa açısından. Start anında ne olursa olsun prensibi ile Alonso’ya hiç geçiş noktası vermeyecekti, madem verdi yarışta onun arkasında baskı yapacaktı. Bunları yazmak yada düşünmek tabi işin kolay tarafı birde Alonso tarafı var. Özlenen zaferler, rakibe karşı ezici üstünlük ve takım lideri olma gibi unsurları bu hafta Alonso adeta Massa’dan aldı ve vermeyecek gibi duruyor. Bekleyip göreceğiz…
Birde efsane Michael Schumacher’e bakalım. Michael için her şey söylenebilir, yarış performansı kötü, aracı kötü yada iyi denilebilir ama gerçekleri herkes kabullenmelidir. İlk yarış için istenilen performansı sağlayamayan Mercedes GP elbette zafer kazanacaktır ama beklentiler büyük olduğu için bir an önce gerçekleşmesi gerekir. Schumacher ister bu sezon hüsran yaşasın, ister şampiyon olsun tek gerçek vardır efsane pilotlar için. “Kimi seversen sev benim adım geçer” sözünü Formula 1 için uyarlayalım. Hangi yarışı izlersen izle efsanelerin (Senna, Prost, Lauda ve Schumacher vb) adı geçer. Lafım anlayana…
Diğer analizlerde görüşmek üzere…