Ara demişken...
30/12/09 12:51
[javascript protected email address]
Futbolu sevene tribünden uzak kalmak pek de yaramıyormuş doğrusu… Sadece televizyon başında bir yere kadar tatmin oluyor futbolsever… Vatani görevim süresince de biraz uzak kalacağım. Ta ki son haftaya dek… 34’üncü yani son hafta olsa çimlerin kokusunu içime çekerek; tribünlerin tezahüratlarına şahitlik ederek izleyeceğim 22 kişilik büyük gösteriyi. O da bize yaz boyunca yetecek…
Futbolun sömestri tatili futbolculara sadece… Futbol şubeleri transfere, yönetimlerse seçimler için ara vermeden çalışıyor. Yurtdışına bakacak olursak son günlerin en göze batan söylentisi ki İspanya’da manşetten verilmiş, Andre Santos’un Real Madrid transfer listesindeki yeri.
Habere göre Andre Luiz’in ardından listenin 2’nci sırasında. İşi bir adım da öteye taşırsak; fiyatlar bile yazılmış haberde; 15 Milyon Euro… Hem kağıt üzerinde hem banka hesabında hem de kasada kapladığı yere göre büyük para. Esprisi bir tarafa Fenerbahçe ile sezonun ilk yarısında henüz istenen tavşanı şapkadan çıkartamayan Santos, şayet istenir ve bu rakama Madrid’in yolunu tutarsa ki resmileşirse her taraftan kâr dolu bir transfer olur- Fenerbahçe sezonun en önemli işlerinden bir tanesinin altına imza atar. Daum’u takımın başında da ilk başarısı olur. Zira Brezilyalı Daum’un transferi… Oynanan futbol, eldeki başarı ve gelecek hedefleri irdelenmeksizin net olarak kar edilmiş 7 Milyon Euro’nun üzerinde bir kârdan söz ediyoruz. Bu da bir oyuncudan kısa vadede elde edilen büyük bir girdidir.
İşin diğer tarafında Fenerbahçe Santos’u satar mı sorusu var. Yüksek ihtimalle onay verilecektir bu transfere. Zira elde Vederson ve Uğur varken, daha da önemlisi transfer sezonunun bitimine uzun süre varken alınabilecek bir risk…
Transferde rotayı Avrupa Yakası’na çevirecek olursak; Galatasaray’ın Sercan’ı alma konusunda çalışmaları olduğu aşikar. Hem kulüp yönetiminin net olarak yalanlamaması hem de Baros’un sakatlığı bir tarafa forvetteki alternatifsizlik böyle bir transferi gerçek kılıyor. Kadroya katmak çok kolay olmayacak. Buna şüphe yok. Lakin şüphe götürmeyen bir gerçek daha var ki o da Sercan’ın ilerleyen yıllarda Avrupa’ya transferinde önünün açık olması…
Beşiktaş’ta ise Guti söylentisi var. Bu da diğer İspanya kaynaklı haber. Ancak kaynağı çok da güvenilir değil. İşin aslı gerçekleşme ihtimali de biraz soru işaretidir nazarımda... Hem Beşiktaş kanadından hem de Guti kanadından düşünecek olursak pek de gerçekçi değil. Zira Siyah-Beyazlılar’ın çözmek durumunda olduğu bir Delgado sorunu var. Böyle bir durum varken yeni bir yabancı transferi ancak fıkra olur. Gerçekleşir mi? Orası Beşiktaş… Peşin hükmetmemek lazım…
Ve Roger Lemerre… Her ne kadar kariyeri 1998 zaferi sonrası yokuş aşağı da gidiyor olsa Lemerre her zaman Lemerre’dir… Bir kere kartviziti olduğu gerçek… Keza Hagi de buna benzer bir transfer olabilirdi Ankara takımı için. Başındaki adamlara bakacak olursak bir sahne Ankaragücü… Ankaraspor kararları sonrasında daha da büyük bir sahne. Lemerre’de bu sahne için uygun bir adam. Daha da doğrusu verilmek istenen mesajı iletebilecek bir adam. Arkasında Ümit Özat’ın olması da cabası.
Lemerre Ankara’ya ve Türk futboluna ne derece katkı yapar bilinmez. Ancak Ahmet-Melih Gökçek ikilisinin erk konusundaki dışa vurumunun en önemli hamlesi olarak yer alacak hafızamda. Ne mi olur? Vassell ve Hikmet Karaman sonrası yeni bir krizin başrolü…
Kısa bir süre daha sessiz kalacağım… Yazımı transfer sezonu-spekülasyon haberciliği arasındaki bağlantıyla bitireceğim. Sezon başları özellikle de ülkemizde tamamen spekülasyon haberciliğinin besin kaynağı konumunda… Kim bilir farklı ülkelerden farklı takımlardan kaç oyuncu takımlarımıza imza atacak; kaçı akşam uçağıyla kente gelecek… Üzüntü vericidir ki futbolseverin önemli bir kısmı bu haberleri görmek istiyor zaten sayfalarda… İyisi mi resmi açıklama gelmeden heyecana kapılmamak, havaalanına koşmamak…
Diğer Yazıları
Yönetiminden oyuncu kadrosuna tarihin en başarısız takımı olan Galatasaray'ın adı asla ve asla bu ortama layık değil. Yanlış anlaşılmasın; sportif başarıdan bahsetmiyorum. Galatasaray, şuursuz şekilde yönetilen, kadrosu formayı hak etmeyen...
Adnan Polat maç sonunda "Galatasaraylı olmak demek bir yere düştüğünüz vakit orada ağlamak demek değil, düştüğünüz yerden daha kuvvetli olarak kalkıp mücadele etmek demektir. Galatasaraylılık bu kadar ucuz değil, biz mücadelemizi vereceğiz" şeklinde...
Buradan kısa bir süre önce bir yazım yayınlandı. Kimi tepki gösterdi kimiyse destek verdi. Bir sonuç çıkarmak gerekiyorsa Galatasaray taraftarı Rijkaard'a kayıtsız şartsız güveniyor ve gidişattan yönetimi sorumlu tutuyordu... Ben bu görüşün bugün de...
Temizlenemeyecek, unutulmayacak bir sezon başlangıcı, asla örtülemeyecek bir futbol skandalıdır dün gece Ukrayna'da alınan sonuç! Ve bu skandal bu takım kadrosunu oluşturan, 400 günlük sorunlara 80 gündür çözüm bulamayan, koca bir transfer sezonunu...
Galatasaray'ın özellikle iç saha maçlarındaki en büyük kozu erken goldür. Aslında bunu Galatasaray ile sınırlamak yanlış ancak bu işi isteyip başarabilen nadir takımlardan biriydi Galatasaray... Biriydi diyorum zira bugünkü yapının her köşesi...
Tüm Yazıları