Buradasınız : Anasayfa | Yazarlar | Bu yıl savaşanların ligi olacak!
Bu yıl savaşanların ligi olacak!
02/07/09 15:05
[javascript protected email address]

Biten sezondaki yaygın kanı ligimizin zayıf bir lig olduğu yönündeydi. Yazılı ve görsel basındaki önde gelen spor adamları sezon boyunca sürekli bunu dile getirdi. Aykırı seslerin pek de çıkmadığı bu konu sezonun bitmesiyle birlikte son buldu ve herkes gözünü gelecek yıla çevirdi.

Benim bu konu ile bağlantılı olarak gördüğüm diğer bir konuda 4 büyük kulübümüzden 3 tanesinin yeni teknik direktörlerle sezona girmesidir. Bu zayıf ligde rakiplerinin kaldığı puanlara bakıp aslında nasıl bir fırsat kaçırdıklarına yanan bu takımlarımız, biz bu kadar kötü olmayıp ortalama bir sezon geçirseydik rahatlıkla şampiyon olurduk diye kahrolmuşlar.

Kahrolmayan 2 takım Beşiktaş ve Sivas’ın ise, memnuniyetlerinin sebebi lig bittiğinde sıralamadaki yerleridir. Geçen yıl 73 puanla 4. olan Sivas bu yıl 66 puan toplamasına rağmen, 2. sırada yer alıp Şampiyonlar Ligi fırsatı kazandığından tatmin olmuştur. Ve “Geçen yıl topladığımız puanı toplasaydık var ya” diye başlayan cümleler kurup kahrolmaktan kurtulmuşlardır.

Sivasspor, Gaziantep ve İst. Belediye maçlarını kazansaydı Beşiktaş, geçen yılın 4’üncüsünden 2 puan eksikle bitiren takımın başındaki Mustafa Denizli ile yinede devam mı ederdi yoksa diğer 3’ü gibi sezona yeni teknik direktörle mi girerdi sorusuna cevap vermek aslında çok zor değil.

Peki, ama bu zayıf ligde o kadar çok para harcayıp sezona giren büyükler neden bu kadar çok puan kaybettiler? Öyle ya madem bu lig bu kadar zayıftı ligi ilk 4 sırada bitiren takımların geçen yıldan 35 puan eksik almasının sebebi neydi o zaman?

Bunun sebebi ligimizde oynayan diğer takımların sanıldığı kadar zayıf olmaması ihtimali olamaz mı? Ya da şöyle soralım. Bu takımlarımızın çok çarpıcı bir kadroları olmadığı için ne kadar çok koştukları, ne kadar savaşçı ve mücadeleci oldukları, kolay-kolay yorulmayıp disiplini oyunları gözden kaçmış olabilir mi?

Tarihimiz boyunca düz oyunculardan kurulu, göze çarpan bir futbolcusu olmayan İskandinav, Doğu Bloğu ve ada temsilcileri bize nice hezimetler tattırdılar. Onlardan çok daha fazla bireysel yetenekleri olan, çok daha teknik, oyunculara sahip olmamıza rağmen, bu çok koşan fiziğini kullanan disiplinli ülkelerden bir zamanlar neler çektik bilirsiniz.

Bizdeki problemin idrak etmemiz, Gordon Milne diye bir adamın ülkemize gelmesiyle başladı ve bu işin koşmadan, mücadele etmeden, savaşmadan olmayacağını bir İngiliz’den öğrenmeye başladık. Kolayca gerçekleşmeyen ve zaman alan bu tekamül 2008 Avrupa Şampiyonası ile ayyuka çıktı. Terim’in Milli Takım’ı hiç kuşkusuz turnuvanın en mücadeleci, en savaşçı takımıydı. Düşününki fizik gücü ile nam salmış Çek Cumhuriyeti bile çılgınlar gibi koşan futbolcularımızla baş edemedi. Dakika 70 olduğunda biten pilimiz, 120. dakikada maçı çevirecek hale gelmişti.

Doğal olarak Euro 2008 deki milli takım ve yaptıkları en çok ülkemizde mercek altına alındı. İnsanlar sabahlara kadar varılan noktanın analizini yaptılar. Herkes duydu, herkes gördü, herkes konuştu. Görüşüne başvurulmadık otorite ve teknik adam kalmadı. Haftalarca bu savaşçı takım konuşuldu.

Bunun hemen ertesinde rekor sayıda yerli teknik direktörle başlayan 2008-2009 sezonunda yapılan bütün bu analizlerin uygulamaya konulduğunu göz ardı etmemeliyiz. Rıza Çalımbay’ın, Ertuğrul Sağlam’ın, Aykut Kocaman’ın, Abdullah Avcı’nın takımları nasıl savaşıyordu hep birlikte izlemedik mi? Küme düşen takımların bile büyüklere ne sürprizler yaptıklarına, onları yenerken bile ömürden ömür gittiğine şahit olmadık mı?

Ve diyorum ki; belki de şampiyonluk adaylarının bu kadar çok puan kaybetmesinin sebebi tüm zamanların en savaşçı ligini izlemiş olmamızdır. Sakın yanlış anlamayınız güzel futbol oynandığı iddiasında değilim. Avrupa Şampiyonası’nın ardından, mücadele fizik gücünün en yüksek seviyede olduğu bir sezon geçirdik diyorum sadece.

Belki de suç giden teknik direktörlerde değildi ve belki de bundan sonra hep böyle olacak. Belki de bundan sonra maçları kazanmanız için çok fazla koşmanız gerekecek, rakiple savaşmadan boğuşmadan kolay maç alma devri kapandı beklide. Az kaldı izleyelim ve görelim.

Diğer Yazıları


Bütün dünya Beşiktaş'ın adını duymuş! Amerikan basını kendine kulüp bulamayan sorunlu NBA yıldızları için Beşiktaş'ı adres gösteriyorlarmış! Kulübün başkanı katıldığı televizyon programında övünerek söylüyor. Sevine-sevine söylüyor ve hava atıyor!2...
Spor 04/01/11 09:02 Makale

Surinam asıllı Hollandalı siyahi çocuklardan ne eksiğimiz var? Yahut Fransa'da yaşayan Faslılardan, bir Senegalliden, Fildişi sahilliden? Ya da Avrupa'nın her köşesine yayılmış Sırplardan, Hırvat'lardan neyimiz eksik? Eksik demek ki! Koreliler,...
Spor 22/12/10 12:36 Makale

Ben de bir taraftarım. Kendimi bildim bileli Galatasaray'ı tutuyorum. Bakmayın siz öyle sakin durmaya çalıştığıma! Çaktırmamaya çalışıyorum ama kanım kaynıyor, o tribünlere gelenlerin çoğundan daha fanatiğim aslında! Başkan oldum diye taraftarlığım...
Spor 14/12/10 15:45 Makale

Ara transferin süper faal takımı Galatasaray'ın Pazar günü Denizli'de kazanması beni yıllar öncesine götürdü. İlk önce buna çok önem vermediysem de maç sonrası izlediğim sevinç, televizyonlarda yapılan coşkulu yorumlar ve ertesi günkü gazetelerin...
Spor 03/02/10 16:19 Makale

2009-2010 Güz Dönemi Süper Lig Sosyal Bilgiler sınav soruları; NOT: ilk 5 soru 10, 6. soru ise 50 puan değerindedir. Süre 30 dakikadır. Başarılar... SORU 1: Varlığı ya da yokluğu kimsenin umurunda olmayan süper lig takımımız hangisidir? CEVAP:...
Spor 21/01/10 14:24 Makale
Tüm Yazıları

Puan Durumu
P
M
B
G
O
Lig Fikstürü
Hizmetler ve İletişim
:
Kategoriler
:
Diğer Linkler
:
İzleyici Hattı
:
CİNER GRUBU