“Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, göreve geldiği günden bu yana konuşmalarıyla kafaları karıştırdı. Bir gün önce söylediğiyle, bir gün sonra yaptığı hiç birbirini tutmadı.”
Yukarıdaki ifade 27 Ağustos 2011 günü Milliyet Gazetesi’nin spor sayfasından 1. sayfaya anonslanan araştırma haberinin spotu. 27 Ağustos tarihinden sonra da ‘ex başkan’ın dediği ile yaptığının birbirini tutmadığı onlarca örnek var.
Başbakan Erdoğan ve UEFA başta “Bu işi çözdük” diye onlarca kişiye garanti verip Genel Kurul’da sınıfta kalışı efsanedir mesela.
Ancak ben hayatımda ilk defa istifa gerekçesini yalanlayan bir insan gördüm. Aydınlar, 32. Gün’de Helvacı’dan özür dileyip kargaların bile gözüyle güleceği bir ‘istifa günü hikayesi’ anlattı.
Ama bu ‘geri vites’ açıklamasından şu önemli soru doğdu: O zaman gerçek istifa nedenin ne? Sebebi “F.Bahçe’yi düşüren başkan olmam” olsaydı gerçekten; bunu bağıra bağıra, göğsünü gere gere söyleyip giderdi...
Bence Aydınlar kişisel tarihinin ilk gerçek çıkışını yaptı. “Hiç Zik-Zak yapmadım” komedisini bir yana bırakırsak
A- Fenerbahçe’ye çiçek attı. “Bunlar batırdı, ben temizleyeceğim. Kulüp küme düşerse hem başkan olup yeniden ayağa kaldıracağım hem de bunlar gibilerinden temizleyeceğim. Eğer onlar haklıysa da 45 milyon Euro’yu ben vereceğim” dedi. Camiasına yeniden barışma mesajı verdi.
B- Yönetime ilk kez açıktan ‘racon’ kesti. “Eğer uzatırsanız aramızda geçen konuşmaları anlatırım” dedi.
C- Fenerbahçe yönetimine racon kesip yönetime muhaliflerine (sessiz çoğunluğa) çiçek attığı gibi G.Saray’a; UEFA’ya; Helvacı-Arıboğan ortaklarına da çiçek attı. Yani futbol camiasını mevcut yönetim dışında sahiplendi... Açıktan F.Bahçe başkanlığına adaylığını koydu.
D- Ve bence en önemlisi istifasını isteyen (Evet, bunu itiraf edemedi, edemez) Başbakan’a; “Efendim ben haklı çıkacağım, size ‘Bir şey olmaz’ diyenler değil” mesajını bir kez daha verdi.
Aydınlar’ın Fenerbahçe başkanlığına adaylığını açıklaması normaldir. Aziz Yıldırım muhaliflerini de etrafında toplayabilir. Statta maç izlemeyi özleyen Mehmet Berk’i ya da Şamil Tayyar’ı da yönetim listesine alabilir. Ve evet teveccüh görüp seçilebilir belki de. Kongre bu belli olmaz... Ama başkan olursa Lefter’in mezarına nasıl gider; “Senin son yolculuğunda yanında yoktum çünkü...” ile başlayan cümleyi nasıl tamamlar onu bilemiyorum...