Üye girişi

Habertürk üyeliğinize ulaşmak için lütfen kullanıcı adı ve şifrenizi yazarak giriş yapınız. Kaydınız yoksa yeni üyelik kaydı yapınız.

Kullanıcı Adı

Şifre

Buradasınız : Anasayfa | Diğer | Basketbol | Spor | "Maçı kaybedince oyunculara kızarım"
"Maçı kaybedince oyunculara kızarım"
Basketbol antrenörü Oktay Mahmudi, Şükrü Dudu'ya konuştu.
16/01/10 15:34
GAZETE HABERTURK / CUMARTESİ / ŞÜKRÜ DUDU

Basketbol antrenörü Oktay Mahmudi ile top sektirmeye başladığı günlerden Eurocup’ta en iyi antrenör seçilmesinekadar uzanan spor macerasını konuştuk.

Basketbol antrenörü Oktay Mahmudi bugüne kadar tanıdığım en şık spor adamlarından biri. Herkes onu Inter’in teknik direktörü Mourinho’ya benzetiyor ama bence saçları ondan daha iyi, çünkü ben kesiyorum. Bu hafta saçlarını keserken sorularımı da yanıtladı...

Nerede doğdunuz?
Üsküp’te. O zamanki Yugoslavya, şimdiki Makedonya’da.
Çocukken de basketbol oynar mıydınız?
Oynardım. Ama her çocuk gibi ben de ilk olarak futbolla başlamıştım. Ortaokulda basket oynadım. Lise, üniversitede de devam ettim. Yugoslavya’daki takımlar çok güçlüydü. Ben de çok üst seviyelerde bir oyuncu olamayacağımı anlayınca 20 yaşında antrenörlüğe yöneldim.
Eczacılık fakültesinde okudunuz.
Evet.
Peki basketbol dışında hangi sporlarla ilgileniyorsunuz?
Bir dönem futbolla çok ilgileniyordum. Ama basketbol işi olduktan sonra futbola fazla vakit ayırmaz oldum. Ayrıca futbolun fanatizmine çok karşıyım.
Hangi takımı tutuyorsunuz?
Takım tutmuyorum. Herkes hoca olduğum için takım tutmadığımı sanıyor ama bununla bir ilgisi yok.
Ama çocukken herkesin tuttuğu bir takım vardır.
Hasta bir Kızılyıldız taraftarıydım. Türkiye’ye geldikten sonra, Kızılyıldız kalmadı, ben de takım tutmaz oldum.
Yurtdışında izdiham oluyor, neden Türkiye’de seyirci az?
Türk basketbolunun en büyük sorunu seyirci. Bu yüzden basbetbol ürününü istediğimiz şekilde pazarlayamıyoruz. Basketbol çok keyifli ve güzel bir spor ama üst seviyedeki takımlar geldiğinde bile bazen salonlar boş gözüküyor, bu da çok acı bir durum.
Yıldız oyuncu mu yok?
Hayır, hepsi var. Sadece seyirciyi salonlara getirmemiz gerekiyor.
İlk antrenörlük yaptığınız takım hangisiydi?
Rabotnicki adlı Yugoslav takımında başladım. 1991’de Türkiye’ye geldiğimde altı ay Eczacıbaşı’nda çalıştım. 1992’de Efes Pilsen’e geçtim, 2006’ya kadar orada çalıştım.

AVRUPA’NIN EN İYİ OYUNCUSU DIRK NOWITZKI
Sizce dünyadaki en iyi basketbolcular kim?
En iyi Avrupalı oyuncu Alman Dirk Nowitzki. O takımının kaderini değiştirebilecek özelliklere sahip oyunculardan biri.
Peki Türkiye’de?
Türkiye’de de gerçekten çok iyi oyuncular var ama kariyerim gereği isimlerini söylemem doğru olmaz.
Birkaç isim verseniz...
Bir sürü iyi oyuncu var. Birini söyleyip ötekini söylememek olmaz.
En son Benetton’daydınız değil mi? Oradan neden ayrıldınız?
Orada çok keyifli zaman geçirdim. Ne var ki, ekonomik kriz her tarafı sarstı. Gerçi Türkiye’de biraz farklı gelişti o süreç, alışık olduğumuz için fazla yıkılmadık. Ama Avrupalılar durumu çok dramatik bir şekilde algıladı. Benim bulunduğum kurumda da çok büyük sıkıntılar oldu. Zaten düşük bir bütçeyle mücadele ediyorduk. Üç senelik kontrat teklif etmelerine ve orada çok mutlu olmama rağmen profesyonel açıdan çok doğru bir karar olmayacağını düşündüm ve döndüm.
Sizi FB, GS gibi takımların
istediğini okuyoruz. Türkiye’de bir takım düşünüyor musunuz?
Ben profesyonelim, her yerde çalışırım. Burası benim ülkem, mutlu olmasam burada yaşamazdım. Gazetelerde kendi adıma bir şeyler okudum ama konuşulmuş bir şey yok.
Galatasaray’ın son skandalı hakkında ne düşünüyorsunuz? Cezalı oyuncuya başka bir oyuncunun formasını giydirip sahaya çıkardılar. Antrenör siz olsaydınız böyle bir şeyden haberiniz olmaz mıydı?
Muhakkak herkesin haberi vardır. Okan da söyledi haberi olduğunu. Okan, çok kaliteli, düzgün ve işini iyi yapan bir insan. Ama bu hataya nasıl düştüğünü o da kendine açıklayamamıştır. Buna basiretin bağlanması mı denir, ne denir bilemiyorum. Ama oldu bir kere.

YİĞİT ŞARDAN KALİTESİNİ GÖSTERDİ
Yiğit Şardan istifa etti. Sizce doğru bir karar mı verdi?
Bence onurlu bir davranış. Fakat Yiğit Bey’in bu yüzden spordan uzak kalmaması lazım. Bu davranış kendi kalitesini gösterdi esasen.
Biz Galatasaraylılar Yiğit Şardan’ın istifasına çok üzüldük.
Ben de bir Galatasaraylı değil ama bir spor adamı olarak aynı şeyleri söyledim. Hem yöneticilik hem bilgi birikimi göz önünde
bulundurulduğunda spordan uzak kalması çok doğru olmaz. Sporda yaşanan bu olayları tasvip etmeyip kendinde bir şeyler bulmak bence çok onurlu bir davranış.
Çok şık giyiniyorsunuz? Bir terziniz var mı mesela?
Kendime göre iyi giyinmeye çalışıyorum. Çünkü böyle mutlu hissediyorum. Bakımsız insanlardan çok hoşlanmam. Bakımlı olmak
önemli bir şey.
Inter’in teknik direktörü Mourinho’ya benzetiyorlar sizi.
İlk defa senden duyuyorum.
Gerçi saçlarınız ondan daha iyi çünkü ben kesiyorum.
Saçlarım beyazlamaya başladığı için benzetiliyorum herhalde.

TÜRK OYUNCULAR ÇABUK ADAPTE OLUYOR
Yurtdışında oynayan oyuncularımız hakkında ne düşünüyorsunuz?
Oralarda gösterdikleri performans ve davranış Türkiye’deki diğer oyuncuların önünü açtı. Bir yere gittiğinizde sadece kendinizi değil, ülkenizi de temsil ediyorsunuz. Oralara çok çabuk adapte olabileceklerini gösterdiler. Bu yüzden takımlar Türk oyuncular konusunda tereddüt etmiyor.

İDOLÜM YUGOSLAV ANTRENÖR MALJKOVİC
Türk çocukları da onları örnek alıp basketçi olmak istiyor.
Hayatta ne yaparsanız yapın önünüzde bir idolünüz olmuştur.
Sizin var mıydı?
Yugoslav antrenör Maljkovic.
Hayallerinize ulaştınız mı?
Ulaştım açıkçası. Hayalim üst seviyede antrenörlük yapmaktı. Ama bir yere ulaştıktan sonra oralarda kalmak daha önemli oluyor artık.
Türkiye’den yurtdışına gidebilecek oyuncularımız var mı şu an ?
Çok var hem de. Bu ekonomik ve sportif bir denge. Türkiye’den birkaç oyuncuyu piyasaya çıkarırsanız kapış kapış alınırlar.
Türk takımları neden yurtdışında çok başarılı olamıyor.
Başarı sadece birinci olmaksa, diğerlerini hep başarısız görmek
lazım. Siyah ve beyazın arasında bir de gri var. Üstelik gri de tatlı bir tondur. Biz hep zirveyi ve dipleri görüyoruz. Kupa almayabilirler ama Türk takımları için “Başarısız” diyemem. Bu yapılan yatırımlar ve organizasyonlarla bağlantılı bir şey. Bütün bunlar problem. Ancak elinizdeki malzeme kadar bir şey yapabilirsiniz.



EŞİMLE EFES PİLSEN’DE ÇALIŞIRKEN TANIŞTIM

Eşinizle nerede tanıştınız?
İstanbul’da.
O da sporcu mu?
Değil. Efes Pilsen’de çalışırken tanıştık.
Sizi seyrederken görüp âşık mı olmuş?
Hayır. Belki ben onu görüp âşık olmuşumdur.
Statta mı evlenme teklif ettiniz?
Hayır.
Eşiniz çalışmıyor yani.
Hayır. Küçük çaplı işleri var ama belirli bir yerde çalışmıyor.
Göçebe yaşıyorsunuz değil mi?
Göçebe gibi değil de, herkesin bayramı varken sizin olmuyor, herkesin pazarları boş olur sizin olmaz. Tempolu bir hayat. O yüzden hep şunu söylerim: “Bir eve bir yarış atı yeter, iki tanesi fazla gelir.”
Kızlarınız?
İki kızım var. Lalin yedi buçuk, Alya bir buçuk yaşında.
Çocuklarınıza zaman ayırabiliyor musunuz?
İtalya’dayken en çok onlara zaman ayırabildiğim için seviniyordum. Boş olduğum her anı onlarla geçirmeye çalışıyorum, büymelerini izlemek, dişlerinin düşmesini görmek çok keyifli.

SEZONUN FAVORİSİ FB VE EFES
Bütün basket maçlarını seyreder misiniz?
NBA’yi çok seyretmem. Ama Avrupa liginin tümünü takip etmeye çalışıyorum.
Naumoski’den bahseder misiniz biraz?
Aydın Abi o zamanlar bir gard arıyordu. Ben Naumoski’yi önerdim. Burada çok iyi bir performans gösterdi, her geçen gün kendine değer kattı. İyi bir oyuncuyken yıldız oyuncuya dönüştü.
Maçı kaybedince oyunculara kızar mısınız?
Maalesef kızarım. Esasen, bir şeyin üstünde anlaştığımızda o sonuna kadar uygulanmıyorsa kızıyorum, uygulanıyorsa şapka çıkarırım. Tepkim kazanmaya ya da kaybetmeye değil. Oyuncudan istediğim şey, yüzde yüz emek, yüzde yüz performans... Bunu gösterdikleri zaman kızmak için bir sebebim olmaz.
Sahaya çıkmadan önce antrenörler oyunculara bir şey söylüyor, ne diyorsunuz o anda?
Teknik, taktik ve fiziksel olarak iyi hazırlanmış bir takım motivedir. Ben taktik konuşmayı yaparım, “Sahada biz olalım” derim. En büyük motivasyon da budur.
İleride basketbolcu olmayı hayal eden çocuklara neler önerirsiniz?
Üst seviyede sporcu olmak dünyanın en zor şeylerinden biri. Sanattan bir farkı yok. Yetenek ve şans da lazım. Doğru zamanda doğru yerde olmak, çok çalışmak gerekiyor. Spor yapan Türk gençlerinin beni en çok üzen huyu eğitimlerini bir kenara atmaları. Bu iş piramit inşa etmek gibi, alttan bin kişi başlar, tepeye bir kişi çıkar.
ULEB Eurocup’ın en iyi antrenörü seçildiniz.
Çok onur verici. Yıllarca işini iyi yapmaya çalışıp takdir görmek çok güzel bir şey.
Bu sene Türkiye’de kim şampiyon olur?
FB ve Efes favori gözüküyor ama ekstra bir şey de çıkabilir.
Türkiye’de basketbol nereye gidiyor sizce?
Türkiye’de müthiş bir kavga ortamı var. Genelde savaşta olan topluluklar fazla üretemez. Hep birlik olmak lazım. Kimin suçlu olduğu önemli değil, önemli olan bir ürünü nasıl yukarı çıkaracağımızdır.

Puan Durumu
P
M
B
G
O
Lig Fikstürü
Hizmetler ve İletişim
:
Kategoriler
:
Diğer Linkler
:
İzleyici Hattı
:
CİNER GRUBU